top of page

Ölümlü ve Yaralanmalı İş Kazalarında ''İş Güvenliği Uzmanlarının'' Ceza Sorumluluğu (Türk Ceza Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı ve Yargıtay Kararları çerçevesinde)

  • Yazarın fotoğrafı: arif güzel
    arif güzel
  • 7 Şub 2021
  • 24 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 Şub



Yazar Adı: Avukat Arif GÜZEL


Özet


İş güvenliği uzmanları, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yükümlülüklere sahiptir. Bu yükümlülüklerin ihlali halinde, İş güvenliği uzmanlarının, Türk Ceza Kanununun 85. maddesi ile 89. maddesi kapsamında cezai sorumluluğu doğmaktadır. Bu çalışmada, iş güvenliği uzmanlarının Türk Ceza Kanununun 85. maddesi ile 89. maddesi kapsamında cezai sorumluluğu; İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiş, Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu kararlarıyla somutlaştırılmıştır.


Anahtar Kelimeler: 


İş güvenliği uzmanı, iş kazası, iş, işçi, işyeri, A sınıfı iş güvenliği uzmanı, B sınıfı iş güvenliği uzmanı, C sınıfı iş güvenliği uzmanı, İş güvenliği uzmanının sorumluluğu, Ceza, Sanık, ceza hukuku, 6331 İş sağlığı ve güvenliği kanunu taksirle yaralama, taksirle öldürme, taksir, Yargıtay içtihatları, ihmal, görev, yükümlülük, risk, defter, görev


Abstract


Occupational safety experts bear significant responsibilities under the Occupational Health and Safety Law No. 6331. Failure to comply with these obligations may result in criminal liability, particularly in terms of negligent offenses under the Turkish Penal Code. This article examines the criminal liability of occupational safety experts within the framework of the TPC and OHSL, exemplified by judgments of the Court of Cassation and General Assembly of Criminal Chambers.

Keywords: Occupational safety expert, criminal liability, negligence, work accident, Turkish Supreme Court decisions


1. Giriş


İş kazaları, yalnızca işverenleri değil, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren profesyonelleri ve iş güvenliği uzmanlarını da hukuki açıdan sorumluluk altına sokmaktadır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile iş güvenliği uzmanlarının görev ve sorumlulukları açıkça belirlenmiş; buna rağmen yaşanan kazalarda uzmanların görev ihlalleri, ceza soruşturma ve kovuşturmalarının temelini oluşturmuştur.


2. Hukuki Dayanak


İş kazaları nedeni ile faillerin taksirli suçlardan yargılanmasına dayanak olan maddeler, Türk Ceza Kanununun 85 ve 89. maddeleridir. Ayrıca Türk Ceza Kanununun 22. Maddesinde Taksirin ve Bilinçli taksirin tanımı yapılmıştır. Bu maddelerde yer alan eylemlerin gerçekleşmesi durumunda kusuru olan iş güvenliği uzmanları cezalandırılacaktır.


6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda yer alan görev ve yükümlülükleri yerine getiren iş güvenliği uzmanları da cezai sorumluluktan kurtulacaktır.


2.1. Türk Ceza Kanunu Kapsamında Cezai Sorumluluk


Türk Ceza Kanununun 22. maddesinde Taksirin ve Bilinçli taksirin tanımı yapılmıştır.

Taksir

''Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

 (4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.

 (5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.

 (6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.''


TCK'nın 22. Maddesinde taksirin tanımı yapılmıştır. Bu maddeye göre dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan yani dikkatsiz ve özensiz iş yapan iş güvenliği uzmanları yaralanma veya ölüm halinde kusurlarına göre cezalandırılır.


TCK'nın 85. maddesi "taksirle öldürme", 89. maddesi ise "taksirle yaralama" suçlarını düzenler. Bu hükümler kapsamında, iş güvenliği uzmanlarının görevlerini ihmal ederek bir iş kazasına neden olmaları durumunda cezai sorumlulukları söz konusu olur.


Taksirle öldürme

''Madde 85: Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.''


Taksirle yaralama

''Madde 89: (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Vücudunda kemik kırılmasına,

c) Konuşmasında sürekli zorluğa,

d) Yüzünde sabit ize,

e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.

(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.

(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.''


2.2. 6331 Sayılı Kanun Kapsamında Yükümlülükler


İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için işverene ve İş güvenliği uzmanlarına görevler yüklemektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak amacıyla işverenlere, çalışanlara ve özellikle iş güvenliği uzmanlarına birtakım yükümlülükler getirir. Bu Kanunun 4. Maddesinde İşverenin, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlama genel yükümlülüğü belirlenmiş, İşverenin, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu kuralı konulmuştur. Kanunun 8. Maddesi kapsamında İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının görev, yetki ve sorumlulukları belirtilmiştir.


6331 Sayılı Kanunun 4. Maddesinde İşverenin, 8. Maddesinde İş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının yükümlülüğü belirlenmiştir.


''İşverenin genel yükümlülüğü

MADDE 4 – (1) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;

a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b) İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.

ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.

d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.

(2) İşyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması, işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

(3) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri, işverenin sorumluluklarını etkilemez.

(4) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin maliyetini çalışanlara yansıtamaz.''


6331 Sayılı Kanunun 8. Maddesi Kapsamında İş Güvenliği Uzmanının Yükümlülükleri belirlenmiştir.


''İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanları

MADDE 8 – (1) İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının hak ve yetkileri, görevlerini yerine getirmeleri nedeniyle kısıtlanamaz. Bu kişiler, görevlerini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki bağımsızlık içerisinde yürütür.

(2) (Değişik: 4/4/2015-6645/1 md.) İşverene iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda rehberlik ve danışmanlık yapmak üzere görevlendirilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı, görev aldığı işyerinde göreviyle ilgili mevzuat ve teknik gelişmeleri göz önünde bulundurarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, tedbir ve tavsiyeleri belirler ve işverene yazılı olarak bildirir. Eksiklik ve aksaklıkların düzeltilmesinden, tedbir ve tavsiyelerin yerine getirilmesinden işveren sorumludur. Bildirilen eksiklik ve aksaklıkların acil durdurmayı gerektirmesi veya yangın, patlama, göçme, kimyasal sızıntı ve benzeri acil ve hayati tehlike arz etmesi, meslek hastalığına sebep olabilecek ortamların bulunmasına rağmen işveren tarafından gerekli tedbirlerin alınmaması hâlinde, bu durum işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve/veya ortak sağlık ve güvenlik birimi yönetimi tarafından Bakanlığın yetkili birimine, varsa yetkili sendika temsilcisine, yoksa çalışan temsilcisine bildirilir. Bildirim yapmadığı tespit edilen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının belgesi üç ay, tekrarında ise altı ay süreyle; ortak sağlık ve güvenlik biriminin yetki belgesi altı ay, tekrarında ise bir yıl süreyle askıya alınır. Bu bildirimden dolayı işvereni tarafından işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının iş sözleşmesine son verilemez ve bu kişiler hiçbir şekilde hak kaybına uğratılamaz. Aksi takdirde işveren hakkında bir yıllık sözleşme ücreti tutarından az olmamak üzere tazminata hükmedilir. İşyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklıdır. Açılan davada, kötü niyetle gerçek dışı bildirimde bulunduğu mahkeme kararıyla tespit edilen kişinin belgesi altı ay süreyle askıya alınır.[6]

(3) Hizmet sunan kuruluşlar ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı, hizmet sundukları işverene karşı sorumludur.

(4) Çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali tespit edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınır.

(5) İş güvenliği uzmanlarının görev alabilmeleri için; çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az (B) sınıfı, az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olmaları şartı aranır. Bakanlık, iş güvenliği uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin görevlendirilmesi konusunda sektörel alanda özel düzenleme yapabilir. (Ek cümle: 4/4/2015-6645/1 md.) Sektörel düzenleme çerçevesinde maden ve yapı ile diğer sektörlerde öncelikli olarak hangi meslekî unvana sahip iş güvenliği uzmanlarının görev yapacağının ve bunların yanında görev yapacak diğer mesleklere sahip iş güvenliği uzmanlarının belirlenmesine dair usul ve esaslar, Bakanlıkça belirlenir.

(6) Belirlenen çalışma süresi nedeniyle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda; işveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi kurar. Bu durumda, çalışanların tabi olduğu kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresi dikkate alınır.

(7) Kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuata göre çalıştırılan işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı olma niteliğini haiz personel, gerekli belgeye sahip olmaları şartıyla asli görevlerinin yanında, belirlenen çalışma süresine riayet ederek çalışmakta oldukları kurumda veya ilgili personelin muvafakati ve üst yöneticinin onayı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilecek personele, görev yaptığı her saat için (200) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında ilave ödeme, hizmet alan kurum tarafından yapılır. Bu ödemeden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılmaz. Bu durumdaki görevlendirmeye ilişkin ilave ödemelerde, günlük mesai saatlerine bağlı kalmak kaydıyla, aylık toplam seksen saatten fazla olan görevlendirmeler dikkate alınmaz.

(8) Kamu sağlık hizmetlerinde tam süreli çalışmaya ilişkin mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, işyeri hekimlerinin ve diğer sağlık personelinin işyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde görevlendirilmelerinde ve hizmet verilen işyerlerinde çalışanlarla sınırlı olmak üzere görevlerini yerine getirmelerinde, diğer kanunların kısıtlayıcı hükümleri uygulanmaz.''


6331 Sayılı Kanunun 8. Maddesi Kapsamında İş Güvenliği Uzmanının Yükümlülükleri, Görev ve Sorumlulukları


İş güvenliği uzmanı, işyerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin planlanması, uygulanması, izlenmesi ve geliştirilmesi konusunda işverene rehberlik etmekle görevlidir. Temel yükümlülükleri:

a) Risk Değerlendirmesi Sürecine Katılmak

  • Risk değerlendirmesi çalışmalarına katılır.

  • Tehlikelerin tanımlanmasında işverene rehberlik eder.

  • Risk analizlerinin güncel tutulmasını sağlar.

b) Eğitim ve Bilgilendirme

  • Çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği konusunda eğitimler verilmesini sağlar.

  • Yeni işe başlayanlara oryantasyon eğitimi düzenlenmesinde görev alır.

c) Acil Durum Planlaması

  • Yangın, deprem, kimyasal sızıntı gibi durumlara ilişkin acil durum planlarının hazırlanmasına katılır.

  • Acil durum tatbikatlarının düzenlenmesini sağlar.

d) İşyerinde Gözetim ve Denetim

  • İşyerinde periyodik olarak gözetim yapar, güvenlik önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığını kontrol eder.

  • Eksiklikleri raporlar, uygunsuzlukları işverene yazılı olarak bildirir.

e) İş Kazalarının İncelenmesi

  • Meydana gelen iş kazası ve meslek hastalıklarının kök neden analizine katılır.

  • Tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri önerir.

f) Çalışma Ortamı Gözetimi

  • Fiziksel, kimyasal, biyolojik ve ergonomik risklerin değerlendirilmesinde teknik destek sağlar.

  • Ölçüm ve test sonuçlarını yorumlar, gerekli önlemleri belirler.

g) Bilgilendirme ve Raporlama Yükümlülüğü

  • Tespit ettiği eksiklikleri yazılı olarak işverene bildirir.

  • Alınmayan tedbirleri ve devam eden riskleri belgeleyerek sorumluluğunu sınırlama hakkına sahiptir.

h) Mesleki Bağımsızlık ve Gizlilik (İSG Uzmanlarının Görev, Yetki ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelik)

  • İş güvenliği uzmanı, görevini bağımsız şekilde yürütmekle yükümlüdür.

  • Görevlerini yerine getirirken edindiği özel bilgileri gizli tutmak zorundadır.


İŞİN DURDURULMASINA VE ÇALIŞMAKTAN KAÇINMA HAKKINA İLİŞKİN


İş güvenliği uzmanının işin durdurulması kararı verme yetkisi 6331 sayılı kanunda düzenlenmemiştir. Kanunun 13. Maddesinde çalışanların çalışmaktan kaçınma hakkından bahsedilmiştir. Ayrıca kanunun 25. maddesinde İş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyet, işin durdurulmasına karar verebilir denilmiştir. İşin durdurulması kararına işverenin 6 gün içinde itiraz hakkı vardır. Mahkemenin işin durdurulmasına yönelik vereceği karar kesindir.


⚠️İş Güvenliği Uzmanının Sorumluluğunu Sınırlayan/Kaldıran Hükümler


İş güvenliği uzmanı, yükümlülüklerini yerine getirmiş ve bunu yazılı ve belgeli olarak ispat edebilmişse, cezai ve hukuki sorumluluktan büyük ölçüde kurtulabilir. Özellikle şunlara dikkat edilmelidir:

  • Öneriler mutlaka yazılı yapılmalı ve kayıt altına alınmalıdır.

  • Saha gözetimi yapılmalıdır. Saha gözetimleri fotoğraf ve belgeler ile tutanak altına alınmalıdır.

  • İşverene bildirilen önlemler İSG Defteri’ne işlenmeli veya belge ile sunulmalıdır.

  • Eksiklikler giderilmediyse, ilgili kamu kurumlarına (ÇSGB) bildirimde bulunulması, sorumluluğu ortadan kaldırır.


3. Yargı Kararları Işığında Değerlendirme


3.1. Yargıtay 12. Ceza Dairesi         2018/1129 E.  ,  2020/6401 K. Sayılı kararı

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Ceza MahkemesiSuç : Taksirle öldürmeUygulama : TCK'nın 85/1, 62, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyetTaksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler sanık ... müdafii ve sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:... Gayrimenkul Geliştirme İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi adına yapılmakta olan ... Kent Etabı Konut ve Alışveriş Merkezi Projesinin 3.etabının betonarme işlerinin yapımı ile ilgili yüklenici firma ... İnşaat Mimarlık Turizm Ticaret Limited Şirketi ile imzalanan sözleşme sonrası, .... İnşaat Mimarlık Turizm Ticaret Limited Şirketinin ortak işçi sağlığı ve güvenliği birimi hizmetlerinin yerine getirilmesi için .... Danışmanlık, Eğitim, Teknik, Araştırma, Mühendislik Limited Şirketi ile 28.03.2011 tarihinde sözleşme imzaladığı, sanık ...’nin ... İnşaat Mimarlık Turizm Ticaret Limited Şirketi ile imzalanan sözleşme sonrası, ... İnşaat Mimarlık Turizm Ticaret Limited Şirketinde A sınıfı güvenliği uzmanı olarak; sanık ...’nin ise ... Danışmanlık, Eğitim, Teknik, Araştırma, Mühendislik Limited Şirketi’nde A sınıfı güvenliği uzmanı olarak görev yaptığı, .... İnşaat Mimarlık Turizm Ticaret Limited Şirketinde kalıp işçisi olarak çalışan mütevaffa ...’in kenarlarında merdiven bulunmayan iskeleden inmek istediği sırada 4.80 metre yükseklikten düşmesi sonucu sanıkların asli kusurlu olarak ...’in ölümüne neden olduğu olayda;Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, ... müdafinin, sanığın ... inşaatta güvenliği uzmanı olarak görev yapmadığını güvenliği danışmanı olup haftada 1 gün gerekli denetimleri yapmakta olduğunu, kazanın olduğu yerde sürekli görevli olanın ... olduğunu, mahkemece bunu tespit etmek yerine mahkemece keşif dahi yaptırılmadan güvenliği uzmanı olmayan bilirkişilerden güvenliği uzmanlarının asli kusurlu kabul edildiğini, olayda asıl sorumlu olanların: işveren, şantiye şefi ve güvenliği danışmanı olarak görev yapan ...’nın olduğunu, ancak güvenliği uzmanı olarak çalışmayan ve bu konuda ücret almayan sanık hakkında verilen kararın yanlış olduğuna,sanığa imzalatılan güvenliği sözleşmesinin bakanlık onayının alınmadığına, sanık ... müdafinin, sanığın ... şirketinde güvenliği uzmanı olarak çalışmakta olup, ... ile ... şirketi arasındaki yazılı sözleşme gereğince A sınıfı güvenliği uzmanı olarak haftada 1 kez denetimde bulunduğunu ayrıca yeri yetkililerini güvenliği ile ilgili kural ihlalleri yönünden sanığın uyardığına ve kusurunun bulunmamasına rağmen mahkemece kusurlu kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;Sanıklar hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 2. ile numaralandırılan 4. paragrafın hükümden çıkarılarak yerine “sanıkların kişilik ve sosyal özellikleri nazara alınarak, sanıklara verilen hapis cezasının TCK'nın 50/4. maddesi delaletiyle 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanıklara verilen adli para cezasının TCK'nın 52/3. maddesi gereğince 910 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK'nın 52/2. maddesi gereğince sanıkların ekonomik ve şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 50 TL olarak hesabıyla 45500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin İş Güvenliği Uzmanlarının Sorumluluğuna İlişkin 2018/1129 E.  ,  2020/6401 K. Sayılı kararının Değerlendirmesi

İncelenen kararda, bir inşaat şantiyesinde meydana gelen iş kazası sonucu kalıp işçisi olarak çalışan müteveffanın, kenarlarında merdiven bulunmayan iskeleden inerken yaklaşık 4,80 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybetmesi olayında, sanıklar A sınıfı iş güvenliği uzmanları taksirle öldürme (TCK m.85/1) suçundan mahkûm edilmiştir.

Dosya kapsamında, sanıklardan birinin yüklenici firma bünyesinde, diğerinin ise ortak sağlık ve güvenlik birimi (OSGB) aracılığıyla iş güvenliği uzmanı olarak görev yaptığı, her iki sanığın da iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu oldukları tespit edilmiştir. Sanık müdafileri, sanıkların şantiyede sürekli görevli olmadıklarını, haftada bir denetim yaptıklarını, asıl sorumluluğun işveren ve şantiye şefinde olduğunu ileri sürerek mahkûmiyet kararının hukuka aykırı olduğunu savunmuştur.

Yargıtay, iş güvenliği uzmanlarının fiilen görev yapıp yapmadıkları, işyerinde sürekli bulunup bulunmadıkları veya sözleşmenin bakanlık onayının alınıp alınmadığına ilişkin itirazları, sanıkların iş güvenliği hizmetinin bir parçası olmaları ve denetim yükümlülüklerinin bulunması gerekçesiyle yerinde görmemiştir. Bu bağlamda, sanıkların gerekli önlemlerin alınmasını sağlamadıkları ve uyarı görevlerini etkin şekilde yerine getirmedikleri kabul edilerek asli kusurlu oldukları sonucuna varılmıştır.

Ancak Yargıtay, sanıklar hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin hüküm fıkrasında açıkça gösterilmemesini, CMK m.232/6’ya aykırılık olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle hüküm bozulmuş, fakat yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, TCK m.50 ve 52 hükümleri uygulanarak sanıklara 910 gün karşılığı, günlüğü 50 TL’den toplam 45.500 TL adli para cezası verilmek suretiyle hüküm düzeltilerek onanmıştır.

Kararın Önemi

Bu karar, iş güvenliği uzmanlarının:

  • Şantiyede sürekli bulunmamalarının,

  • OSGB aracılığıyla görev yapmalarının,

  • İşverenin asli sorumluluğunun bulunmasının,

cezai sorumluluğu ortadan kaldırmadığını, görev alanları kapsamında gerekli önlemleri aldırma ve denetleme yükümlülüğünün ihlali hâlinde taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulabileceklerini açıkça ortaya koymaktadır.


3.2. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin         2019/12104 E.  ,  2021/6765 K.

Sayılı kararı


"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Ceza MahkemesiSuç : Taksirle öldürmeHüküm : TCK’nın 85/1, 62/1, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyetTaksirle öldürme suçundan sanık ...’un mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:Sanık ...’un “... Mühendislik Mimarlık Ltd.Şti” adına olayın meydana geldiği 5 katlı inşaatın yapım işini yüklendiği, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ve itiraz üzerine mercii tarafından itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları kaldırılan, sanık ...'ın harita mühendisi olup işveren vekili olarak inşaatta görev aldığı, sanık ...'ın inşaat mühendisi olup, resmi olarak kağıt üzerinde şantiye şefi olarak hizmet sözleşmesi imzaladığı, sanık ...'nun ise yapı denetim şirketi yetkilisi olduğu; olay günü inşaatın çatı demir doğrama işini işveren sanıktan alan ...'in çalışmakta olduğu çatıdan yere düşerek hayatını kaybettiği somut olayda;Dosya içeriğinden; taksirle öldürme suçundan açılan davada sanıklar ... ..., ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 85/1, 62/1. maddeleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.09. 2015 tarihli ve 2014/147 esas 2015/681 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.12.2015 tarihli ve 2015/246 değişik sayılı kararı ile; inşaat alanında işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gereken tedbirlerin alınıp alınmadığı, gerekli tedbirleri alınmamışsa sanıkların görev durumlarına göre kusur durumlarının ne olduğu konusunda inşaat ve güvenliği alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak hüküm kurulması gerektiği, mahkemece önceki iki rapordaki çelişkinin giderilmesi için İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesince talimat yoluyla alınan ve hükme esas yapılan 07/04/2015 tarihli bilirkişi heyetinde (talimat yazısında güvenliği alanında uzman bilirkişi yazılmasına rağmen) görev alan iki inşaat yüksek mühendisi ve bir mimar-inşaat mühendisi bilirkişinin güvenliği alanında uzman olup olmadıklarının anlaşılamadığı gibi güvenliği alanında uzman olduklarına dair talimat mahkemesine de herhangi bir belge sunulmamış olduğu anlaşılmakla, inşaat ve güvenliği alanında uzman bilirkişi heyetinden sanıkların kusur durumlarının tespitine ilişkin rapor alındıktan sonra sanıklar hakkında bir karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sanık vekillerinin itirazlarının kabulüne karar verilerek, dosyanın gereği için Antalya 16. Asliye Caza Mahkemesine gönderildiği, Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin sanıklar hakkında yaptığı yargılama sonunda, itiraz merciinin Yargıtay içtihatlarına ve CMK düzenlemesine aykırı olarak hakimin bilirkişi raporun değerlendirmesi kısmına girerek esasa ilişkin değerlendirme yaptığı gerekçesi ile önceki hükmüne esas aldığı 07.04.2015 tarihli İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğretim üyelerinden alınan bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda, 04.02.2016 tarih, 2015/937 esas 2016/104 sayılı kararı ile sanıklar hakkında verdiği mahkumiyet-erteleme hükmünün temyiz aşamasında olduğu anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde;Sanık ...’un olayın meydana geldiği 5 katlı inşaatın yapım işini yüklenen müteahhit olduğu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü ve bununla ilgili yönetmelik gereği, şantiyede sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ile ilgili yetki ve sorumluluğu bulunan sanığın, şantiye şefi olarak hizmet sözleşmesi ile atadığı sanık ... ’un işyerine fiilen gelip, işin başında bulunmasını sağlamadığı, işe gelmeyen şantiye şefinin sözleşmesini feshedip, başka bir inşaat mühendisini şantiye şefi olarak atamadığı, harita mühendisi olan ve işverenin işçisi olarak inşaatta bulunan sanık ...’ın şantiye şefi olmadığı, işveren tarafından verilen görevleri yerine getirdiği, yapı denetim firması yetkilisi sanık sanık ...’nun işyeri yetkilisi olarak gördükleri sanık ...’a güvenliğine ilişkin konularda gerekli bilgileri vererek uyarı yapmasına rağmen ikaz ve uyarı levhalarının konulmadığı, yüksekten düşmeyi önleyen toplu korumaya yönelik önlemlerin alınmadığı, işveren sanık tarafından işyerinde sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığının denetlenmediği, organizasyonunun sağlayamadığı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4. ve 10. maddelerinde ve İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğinde sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi düzenlenmiş olup işyerinde meydana gelebilecek her türlü sağlığı ve güvenliğine ilişkin risklerin değerlendirilmesinin işveren tarafından yapılacağı veya yaptırılacağının hükme bağlandığı ve inşaat işyeri ile ilgili risk analizi çalışması yaptırmadığı anlaşılan sanık ...’un asli kusurlu olduğu yönündeki 07.04.2015 tarihli hükme esas alınan bilirkişi kurulu heyet raporunda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi kurulu raporundaki bilirkişilerin İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğretim üyeleri olup güvenliği uzmanı olmadıklarından yeniden rapor alınması gerektiğine, işveren sanığın şantiye şefi olarak sanık ...’ı ataması ile tüm sorumluluğunun kalktığına, ölen işçinin sanığın işçisi olmayıp, işinde ehil demir doğrama işini alan taşeron olduğu ve güvenliği ile ilgili önlemlerini alması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 12.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesinin         2019/12104 E.  ,  2021/6765 K. 

Sayılı kararının İşverenin ve Şantiye Organizasyonunun Cezai Sorumluluğuna İlişkin Değerlendirmesi


İncelenen kararda, beş katlı bir inşaatta çatı demir doğrama işi sırasında meydana gelen iş kazasında, işçinin yüksekten düşerek hayatını kaybetmesi üzerine, müteahhit konumundaki sanık hakkında taksirle öldürme (TCK m.85/1) suçundan verilen mahkûmiyet hükmü Yargıtay tarafından onanmıştır.

Somut olayda, sanığın inşaatın yapım işini yüklenen işveren/müteahhit olduğu, şantiye şefi olarak bir inşaat mühendisi ile hizmet sözleşmesi imzaladığı ancak bu kişinin işyerine fiilen gelmesini sağlamadığı, görevini yerine getirmeyen şantiye şefinin sözleşmesini feshetmediği ve yerine yeni bir şantiye şefi atamadığı tespit edilmiştir. Bu durumun, iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunun fiilen işletilmediğini gösterdiği kabul edilmiştir.

Yargıtay, şantiye şefi atanmış olmasının işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, aksine işverenin, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınıp alınmadığını etkin biçimde denetleme yükümlülüğünün bulunduğunu vurgulamıştır. Bu kapsamda, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 10. maddeleri ile Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca, risk analizi yaptırılmadığı, toplu korunmaya yönelik önlemlerin (yüksekten düşmeyi önleyici sistemler, uyarı levhaları vb.) alınmadığı ve iş organizasyonunun sağlanamadığı belirlenmiştir.

Kararda ayrıca, yapı denetim firması yetkilisinin iş güvenliği konusunda uyarılarda bulunmuş olmasının, işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, uyarıların fiilen hayata geçirilmesinden nihai olarak işverenin sorumlu olduğu açıkça ifade edilmiştir. Ölen işçinin taşeron olması da işverenin cezai sorumluluğunu kaldıran bir unsur olarak kabul edilmemiştir.

Sanık müdafiinin, bilirkişi heyetinin iş güvenliği uzmanı olmadığı gerekçesiyle yeni rapor alınması gerektiğine yönelik itirazları, bilirkişilerin İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğretim üyeleri olması ve raporun olayın teknik yönlerini açıklamada yeterli bulunması nedeniyle reddedilmiştir. Böylece, iş güvenliği uzmanı olmayan bilirkişilerin düzenlediği raporun, somut olayın özellikleri bakımından hükme esas alınabileceği kabul edilmiştir.


Kararın Önemi ve Uygulamaya Etkisi

Bu karar, iş kazalarına ilişkin ceza yargılamalarında:

  • Şantiye şefi atanmasının işverenin cezai sorumluluğunu kaldırmadığını,

  • İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin fiilen uygulanmasının ve denetlenmesinin işverenin asli yükümlülüğü olduğunu,

  • Taşeron işçi çalıştırılmasının, işverenin taksir sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını,

  • Risk değerlendirmesi yaptırılmamasının asli kusur kabul edileceğini

açık biçimde ortaya koymaktadır.


Önceki Kararla Birlikte Değerlendirme

Bu karar, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin önceki içtihadıyla paralel şekilde, iş kazalarında sorumluluğun kâğıt üzerindeki görev dağılımına değil, fiilî denetime ve organizasyona göre belirlendiğini göstermekte; işverenin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerini devrederek cezai sorumluluktan kurtulamayacağını teyit etmektedir.


3.3. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/5305 E., 2019/1967 K. sayılı kararı


"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Ceza MahkemesiSuç : Taksirle öldürmeHüküm : Sanıklar hakkında; TCK'nın 85/1, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyetTaksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:1- Sanık ...’ın mahkumiyetine ilişkin sanık müdafi tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, kusura, mahkumiyet kararının kanuna aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,2-Sanık ...’ın mahkumiyetine ilişkin sanık müdafi tarafından yapılan itirazların incelenmesinde;Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;.... Turizm Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi’nin Toki inşaatında bir gün önce işe başlayan ...’ın, kaba inşaatı bitmiş 17 katlı, 1.11. ve 12. katlarındaki asansör boşluğu önünde korkuluğu olmayan, 12. katında asansör boşluğu üzerine file çekili olan, 14. katındaki asansör boşluğu önüne tuğla istiflenmiş olan ve diğer katlardaki asansör boşluğu önünde demir korkuluk ve filenin bulunduğu görülen binada çalıştığı esnada asansör boşluğundan düşerek öldüğü olayda, anılan inşaatın güvenliği uzmanı olan sanık ...’ın, açık olan asansör boşlukların kapatılmasına yönelik gerekli tedbirleri almadığı ve uyarılarda bulunmadığı gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanık ...’ın kollukta verdiği beyanında, .... Ortak Sağlık Güvenlik Birimi ile .... Şirketi’nin aralarındaki sözleşme gereği 06.02.2014 tarihinde işe başladığını, çalışma saatlerinin ayın belli günlerinde firmada çalışan işçi sayısına göre belirlendiğini beyan etmesi ile sanık ... müdafinin, 10.10.2014 havale tarihli dosyaya ibraz ettiği dilekçe eklerinde, anılan şantiyeye ilişkin güvenliği defterine ait bazı fotokopi sayfalarının yer aldığı ve bu eklerden 31.12.2013 tarihli güvenliği defterinin fotokopi evrakının 15. maddesinde ‘’ Yapı boşlukları ile ilgili önlemler alınmalıdır’’ ibaresinin bulunduğu, anılan evrakın güvenliği uzmanı ...., işyeri temsilcisi olarak şantiye şefi sanık ... ve işyeri hekimi tarafından imzalanmış olduğu, anılan güvenliği defterinin olaydan sonra 17.02.2014 tarihli fotokopi evrakında, güvenliğine ilişkin tespit ve uyarıların bulunduğu ve yine güvenliği uzmanı olarak ...., işyeri temsilcisi olarak şantiye şefi ... ve işyeri hekimi tarafından imzalanmış olduğu görülmekle; sanık ...’ın güvenliği uzmanı olarak atandığına dair .... Ortak Sağlık Güvenlik Birimi ile .... Şirketi arasında imzalanan sözleşme ile anılan şantiyeye ait güvenliği defterinin asıllarının dosya arasına alınarak, sanığın, hangi tarihlerde şantiyede güvenliği uzmanı olarak çalıştığı ile olay anında görev ve sorumluluk alanının şüpheye yer vermeyecek şekilde tespiti yapıldıktan sonra sanık ... ‘ın olayın meydana gelmesindeki sorumluluğuna ilişkin tespitin yapılması gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm tesisi,Kabule göre de;CMK'nın 231/5 maddesinde, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonucunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise maddede belirtilen diğer koşulların varlığı halinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanabileceği belirtilmiş olmakla, mahkemece ''Sanığın kusuru sonucunda bir kişinin hayatının kaybedişi dikkate alınarak ceza adaleti yönünden sadece cezanın paraya çevrilmesinin oluş ve sonuca uygun düştüğü gerekçesi ile cezanın ertelenmesine ve CMK'nın 231 maddesinin sanık lehine uygulanmasına takdiren yer olmadığına,'' denilmek suretiyle hatalı gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesi,İsabetsiz olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA; 13.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/5305 E., 2019/1967 K. sayılı kararında İş Güvenliği Uzmanının Fiilî Görev Alanı ve HAGB Değerlendirmesine İlişkin Yaklaşımı


İncelenen kararda, bir TOKİ inşaatında meydana gelen iş kazasında, işe yeni başlayan işçinin, gerekli korkuluk ve toplu koruma önlemleri bulunmayan asansör boşluğundan düşerek hayatını kaybetmesi olayına ilişkin olarak sanıklar hakkında taksirle öldürme (TCK m.85/1) suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri temyiz incelemesine konu olmuştur.


İşveren/Şantiye Sorumlusu Yönünden

Dosya kapsamına göre, sanıklardan biri hakkında verilen mahkûmiyet hükmü bakımından, mahkemenin kusur değerlendirmesinin dosya içeriği ve toplanan delillerle uyumlu olduğu kabul edilerek hüküm onanmıştır. Bu yönüyle Yargıtay, işveren veya fiilen şantiye organizasyonunu yürüten sanığın, iş güvenliği tedbirlerinin alınmamasından kaynaklanan ölüm olayında taksir sorumluluğunun bulunduğunu teyit etmiştir.


İş Güvenliği Uzmanı Yönünden – Eksik Araştırma Vurgusu

Kararın en önemli kısmı, iş güvenliği uzmanı olarak görev yapan sanık yönünden yapılan değerlendirmedir. Yerel mahkeme, sanığı, açık asansör boşluklarına ilişkin gerekli önlemleri almadığı ve uyarılarda bulunmadığı gerekçesiyle mahkûm etmiş ise de, Yargıtay bu hükmü eksik araştırmaya dayalı bularak bozmuştur.

Yargıtay’a göre;

  • Sanığın hangi tarihlerde şantiyede fiilen görev yaptığı,

  • Olay tarihinde iş güvenliği uzmanı sıfatıyla görev ve sorumluluk alanının bulunup bulunmadığı,

  • OSGB ile yapılan sözleşme kapsamında çalışma süre ve kapsamı,

  • İş güvenliği defterinin aslı, bu defterde yer alan tespit ve uyarıların içeriği ve tarihi,

hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadan kusur yüklenmesi hukuka aykırıdır.

Dosyaya sunulan iş güvenliği defteri fotokopilerinde, yapı boşluklarıyla ilgili uyarıların olaydan önce yapıldığını gösteren kayıtların bulunması karşısında, bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan sanık hakkında mahkûmiyet kurulmasının eksik inceleme oluşturduğu kabul edilmiştir.


Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Yönünden

Yargıtay, yerel mahkemenin HAGB’nin uygulanmamasına ilişkin gerekçesini de hukuka aykırı bulmuştur. Mahkemenin, “bir kişinin hayatını kaybetmiş olması” gerekçesiyle soyut ve kategorik bir değerlendirme yaparak HAGB’yi reddetmesinin, CMK m.231’e aykırı olduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay’a göre:

  • HAGB değerlendirmesi, kanunda sayılan şartlar çerçevesinde yapılmalı,

  • Sonuçtaki ağır netice (ölüm) tek başına HAGB’ye engel kabul edilmemelidir.

Bu nedenle hüküm, hem eksik araştırma hem de HAGB yönünden hatalı gerekçe sebebiyle bozulmuştur.


Kararın Önemi ve Önceki İçtihatlarla Birlikte Değerlendirme

Bu karar, önceki Yargıtay 12. Ceza Dairesi içtihatlarıyla birlikte değerlendirildiğinde şu temel ilkeleri ortaya koymaktadır:

  1. İş güvenliği uzmanının cezai sorumluluğu, yalnızca unvanına değil,👉 fiilen görev yaptığı dönem ve somut yükümlülük alanına bağlıdır.

  2. OSGB kapsamında çalışan iş güvenliği uzmanları bakımından,👉 sözleşme, çalışma süresi, iş güvenliği defteri ve uyarı kayıtları ayrıntılı şekilde incelenmeden kusur isnadı yapılamaz.

  3. İşveren ve şantiye organizasyonu yönünden Yargıtay daha katı bir sorumluluk yaklaşımı benimserken,👉 iş güvenliği uzmanları bakımından kişiselleştirilmiş ve somutlaştırılmış kusur analizi aramaktadır.

  4. HAGB’nin reddi, sadece olayın ağırlığına dayandırılamaz;👉 kanuni şartlar çerçevesinde somut ve gerekçeli değerlendirme yapılmalıdır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin bu kararı, iş güvenliği uzmanlarının cezai sorumluluğunda “unvan değil fiil” ilkesini esas almakta; görev süresi ve sorumluluk alanı açıkça ortaya konulmadan mahkûmiyet kurulamayacağını vurgulamaktadır.

3.4. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/4764 E., 2016/4331 K. sayılı kararı


"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Ceza MahkemesiKatılanlar : 1-..., 2-..., 3-..., 4-..., 5-..., 6-..., 7-..., 8-..., 9-...Suç : Taksirle öldürmeHüküm : TCK'nın 85/1, 62/1, 50/1-a, 52. maddeleri gereğince mahkumiyetTaksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafileri ile katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:Katılanlar vekilinin kusura ve ceza miktarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;Asıl işveren ... İnşaat AŞ. tarafından yapılmakta olan "... İstanbul'' inşaat işyerinde, alt işveren ... Mühendislik Ltd. Şti. ile imzalanan 04.07.2011 tarihli sözleşme ile betonarme inşaat işlerinin yüklenici tarafından üstlenildiği, yüklenici ... Mühendislik Ltd. Şti. işçilerinden olan ve olaydan 6 gün önce bu şirkette ahşap kalıp ustası olarak işe başlayan, ancak bir kısım beyanlara göre yerinde temizlik işçisi olarak istihdam edilen ölenin olay günü saat 17.00'a kadar inşaatta çalıştığı, saat 17.00'dan sonra çalışmasını tamamlayıp yemekhane ve yatakhane bölümüne gitmek için çalışma alanına 20 metre mesafede bulunan olay yerinden geçtiği sırada, 3. kattaki otopark kısmından bir alttaki otopark kısmına düşmesi sonucu meydana gelen olay akabinde, ölenin düştüğü kısmın üst katında bulunan platform kenarlarında bir yönde demir çubuklarla korkuluk yapıldığının, ancak bu korkulukların uygun şekilde sabitlenmediğinin, yan taraflarının da boşta bırakıldığının, zeminde ise demirlerin esneyebildiğinin, ayrıca diğer yönde bu şekilde bir korkuluğun da bulunmadığının, bu kısımda sadece naylon kırmızı şerit çekmekle yetinildiğinin, yine inşaatta betonarme platformların döşeme kenarlarının da tümüyle korunmadığının, ayrıca şantiyede güvenliği tabelalarının bulunmadığının, zemin 5. ve 4. katlarda elektrik bağlantıları ile aydınlatmanın olmadığının, ölenin düştüğü yerde parmaklık veya güvenlik şeridi bulunmadığının tespit edildiği, dosya içeriğine göre, taşeron firmanın kurucu ortakları ve bu firmanın yetkili şirket müdürleri olan sanıklar ... ve ...'nın beyanlarında; hakkında kusur yokluğundan ek takipsizlik kararı yazılan ...'u şantiye şefi olarak atadıklarını ve A sınıfı güvenliği uzmanı ... ile de anlaştıklarını, ancak ...'nin kazadan 1 ay önce istifa etmesi üzerine, güvenliği uzmanı ... ile anlaştıklarını belirtmeleri; hakkında kusuryokluğundan ek takipsizlik kararı yazılan taşeron ... Ltd. Şti. şantiye şefi ve inşaat mühendisi ... beyanlarında; işe giriş tarihinden itibaren ... İstanbul inşaat alanında şantiye sorumlusu olarak bulunduğunu, taşeron şirket bünyesinde çalışan A sınıfı sertifikalı İSG uzmanı ...n'in işten ayrılması üzerine, yerine başka bir İSG uzmanı temin edinceye kadar firma adına maden mühendisi ... 'in İSG sorumlusu olarak görev yaptığını, yerinde görülen güvenlik tedbirleri ve eksikliklerle ilgili gerekli çalışmaları da bu kişinin yaptığını belirtmesi; yine hakkında kusur yokluğundan ek takipsizlik kararı verilen ... LTD İSG sorumlusu ... beyanlarında, inşaat şantiyesinde A sınıfı sertifikalı İSG uzmanı ...'nin yanında İSG sorumlusu olarak işe başladığını, inşaat sahasındaki işçi sağlığı ve güvenliğiyle alakalı yapmış olduğu denetimlerde gördüğü eksiklikleri ...'ye bildirmekle yükümlü olduğunu, ancak bu kişinin olay öncesi 08.11.2012 tarihinde işten ayrılması sebebiyle yerine yeni bir İSG uzmanı temin edilemediğinden, bu görevi kendisinin yürüttüğünü, ancak kendisinin İSG uzmanlık sertifikasının bulunmadığını, kendisinin yerinde bulunan eksiklikleri şantiye şefi ...'a bildirmekle görevli olduğunu belirtmesi; dosyada mevcut 15.01.2011 tarihli taşeron ... LTD ile güvenliği sorumlusu ... arasında imzalanan güvenliği sorumlusu taahhütnamesinde; güvenliği sorumlusunun yapmakta olduğu işler için kendi çalıştırdığı işçilerine karşı doğrudan doğruya işveren vekili durumunda olduğundan şantiyede kendine ayrılan yerde ve işlerde kazası ve meslek hastalıkları olmaması için tüm önlemleri hiçbir uyarı veya yazışmaya meydan vermeden almak ve işyerinde uygulanmakta olan kurallara uymak, her türlü araç ve gereçleri sağlamak, yerinde bulundurmak, işçilerine kullandırmak, ve bu konularda işçilerine sürekli eğitim vermek, çalıştırdığı işçilerini gerek işe alırken gerekse işin devamı boyunca genel güvenliği kuralları ile koruyucu malzemelerin kullanımı konularında ve şantiyedeki kazası ve meslek hastalığı riskleri hakkında sürekli olarak eğitmek, asıl işveren tarafından güvenliği konularında verilecek gerek yazılı gerekse sözlü talimatları geciktirmeden ve itiraz etmeden yerine getirmek, şantiyede faaliyette bulundukları yerlerde düzenli olarak güvenliği denetimlerini ve kontrollerini yapmak, kendi sorumluluk alanındaki kontrolleri yapmak ve gözlemlenen emniyetsiz durum ve davranışları gidermek, işçilerine kayma ve düşme tehlikesi bulunan yerler ile korkuluğu bulunmayan boşluk içinde veya döşeme kenarlarında çalışanlara paraşüt tipi emniyet kemeri, çelik burunlu ayakkabı, vermek ve kullandırmak gibi hususlarda yükümlülüğünün bulunduğunun anlaşıldığı, tüm bu belirlemeler karşısında, taşeron firmanın kurucu ortakları ve bu firmanın yetkili şirket müdürleri olan sanıklar ... ve ... tarafından şantiye şefi ve güvenliği sorumlusu atandığı, güvenliği sorumlusunun A sınıfı sertifikasının bulunmamasının ise asıl işverenle imzalanan sözleşme hukukundan kaynaklı bir yükümlülüğün ihlali olduğu, bu durumda taşeron firmanın kurucu ortakları olan sanıklar ... ve ...'nın bir ihmalinden ve bu bağlamda kusur sorumluluğundan bahsedilemeyeceği,Asıl işveren ... İnşaat AŞ'de 01.10.2010 tarihinden itibaren A sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ve maden mühendisi olarak görev yapan sanık ...'in kusurlu bulunduğu kabul edilmiş ise de, asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan sözleşme ve eklerinde, sağlığı ve güvenliğinden ehil bir firma olan yüklenicinin sorumlu olacağına ilişkin hükümler gözetildiğinde, asıl işveren ve yetkililerinin kusurundan bahsedilemeyeceği, kaldı ki; sanık dahil asıl işveren firma tarafından olay öncesi çeşitli zamanlarda şantiye alanında yapılan denetimlerde, alt işveren tarafından çalışma alanında A sınıfı güvenliği uzmanının bulundurulmadığı, sahada çalışanların çoğunun yüksekte çalışma eğitimlerinin olmadığı, sürekli uyarılara rağmen işçilerin emniyet kemersiz çalıştıkları, 1,30 cm'den yüksek döşeme kenarlarına gerekli standartlarda düşmeye karşı uygun korkulukların yapılmadığı, işçilerin gelip geçtiği yerlerde kullanılan merdiven ve platformların etrafının belirtilen standartlarda halat zincir veya ahşap korkuluklar ile çevrilmediği, bina içindeki boşlukların düşmeye karşı uygun ve yeterli yükseklikte sağlam korkuluk veya ağ platformları ya da başka yolla kapatılmadığı, defalarca tehlikeli ve riskli çalışmalarda yapılanuyarılara rağmen tehlikeli ve riskli çalışmalara devam edildiği tespit edilerek alt işveren firma hakkında yaptırım uygulandığı anlaşılmakla, asıl işveren A sınıfı güvenliği uzmanı sanık ...'in gerekli denetim ve kontrol görevlerini yerine getirerek, tespit edilen eksikliklerin taşeron firmaya bildirilmesi noktasında da bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, sanıkların atılı suçtan beraati yerine delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkumiyetlerine karar verilmesi;Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme kısmen uygun olarak BOZULMASINA; 17.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin Asıl İşveren – Alt İşveren – İSG Uzmanı Ayrımına İlişkin Yaklaşımı

İncelenen kararda, büyük ölçekli bir inşaat projesinde meydana gelen iş kazasında, alt işveren işçisi olarak çalışan kişinin, yeterli korkuluk ve toplu koruma önlemleri bulunmayan platformdan düşerek hayatını kaybetmesi üzerine, asıl işveren, alt işveren yetkilileri ve iş güvenliği uzmanı hakkında taksirle öldürme (TCK m.85/1) suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri Yargıtay incelemesine konu olmuştur.


Alt İşveren Yetkilileri (Taşeron Firma Ortakları) Yönünden

Yargıtay, taşeron firmanın kurucu ortakları ve şirket müdürleri olan sanıklar bakımından, şantiye şefi ve iş güvenliği sorumlusu atamalarının yapıldığını, iş güvenliği sorumlusunun A sınıfı sertifikasının bulunmamasının ise asıl işverenle yapılan sözleşmeden kaynaklanan idari bir eksiklik olduğunu belirterek, bu durumun cezai sorumluluk doğurmayacağı sonucuna varmıştır.

Bu yönüyle Daire, yalnızca organizasyonel eksiklik veya sözleşmeye aykırılığın, somut olayla nedensellik bağı kurulmadıkça taksirle öldürme suçunda kusur olarak kabul edilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.


Asıl İşveren ve Asıl İşveren İSG Uzmanı Yönünden

Kararın en ayırt edici yönü, asıl işveren bünyesinde görev yapan A sınıfı iş güvenliği uzmanının sorumluluğuna ilişkindir. Yerel mahkeme, bu sanığı kusurlu kabul etmiş ise de, Yargıtay bu değerlendirmeyi hukuka aykırı bulmuştur.

Yargıtay’a göre:

  • Asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan sözleşmede, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin uygulanmasından yüklenicinin sorumlu olduğu,

  • Asıl işverenin ve İSG uzmanının, sahada yapılan denetimlerde eksiklikleri tespit edip yazılı ve fiilî olarak bildirdiği,

  • Alt işverenin, uyarılara rağmen gerekli önlemleri almadığı ve bu nedenle idari yaptırımlara maruz kaldığı,

dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır.

Bu durumda, asıl işveren İSG uzmanının denetim ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiği, ihmal veya kusurunun bulunmadığı kabul edilerek, cezai sorumluluğunun doğmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Asıl İşveren – Alt İşveren Ayrımında Kusur Ölçütü

Karar, iş kazalarına ilişkin ceza yargılamalarında “fiilî hâkimiyet ve müdahale imkânı” kriterini esas almaktadır. Yargıtay’a göre:

  • İSG uzmanının veya asıl işverenin, tespit – bildirim – yaptırım sürecini işletmiş olması,

  • Buna rağmen riskli faaliyetin alt işveren tarafından sürdürülmesi,

halinde meydana gelen ölümle cezai sorumluluk bağı kurulamaz.


Kararın Önemi ve Önceki İçtihatlarla Karşılaştırma

Bu karar, önceki Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararlarından önemli bir ayrım noktası oluşturmaktadır:

  • 2018/1129 E. ve 2019/12104 E. sayılı kararlarda, işveren ve İSG uzmanlarının aktif denetim eksikliği vurgulanırken,

  • Bu kararda, denetim görevini yerine getiren ve uyarı mekanizmasını işleten asıl işveren İSG uzmanının cezai sorumluluktan kurtulduğu görülmektedir.

Dolayısıyla Daire, otomatik ve genişletilmiş bir kusur anlayışı yerine,👉 somut olay bazlı, görev alanı ve fiilî etki gücü merkezli bir yaklaşım benimsemektedir.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin bu kararı, iş kazalarına ilişkin ceza yargılamalarında, asıl işveren ve iş güvenliği uzmanlarının sorumluluğunu “uyarı ve denetim görevini yerine getirip getirmedikleri” ölçütüne bağlamakta; görevini ifa eden uzmanların, alt işverenin ısrarlı ihlallerinden doğan neticelerden cezai olarak sorumlu tutulamayacağını ortaya koymaktadır.


4. Değerlendirme ve Tavsiyeler

Öneriler mutlaka yazılı yapılmalı ve kayıt altına alınmalıdır.

  • Saha gözetimi yapılmalıdır. Saha gözetimleri fotoğraf ve belgeler ile tutanak altına alınmalıdır.

  • İşverene bildirilen önlemler İSG Defteri’ne işlenmeli veya belge ile sunulmalıdır.

  • Eksiklikler giderilmediyse, ilgili kamu kurumlarına (ÇSGB) bildirimde bulunulması, sorumluluğu ortadan kaldırır.


5. Sonuç

İş güvenliği uzmanları, hem İSGK hem de TCK uyarınca ciddi yükümlülükler altındadır. Yargı kararları, bu profesyonellerin yalnızca teorik bilgiye değil, aynı zamanda uygulamalı sorumluluğa da sahip olduğunu göstermektedir. İş Güvenliği Uzmanları, her bir yükümlülüğünü belgeli şekilde yerine getirmeli ve iş kazalarının önlenmesinde aktif rol oynamalıdır.


Kaynakça


  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi         2018/1129 E.  ,  2020/6401 K. Sayılı kararı

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesinin         2019/12104 E.  ,  2021/6765 K. 

    Sayılı kararı

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/5305 E., 2019/1967 K. sayılı kararı

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/4764 E., 2016/4331 K. sayılı kararı

  • T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. (2023). İSG Uygulama Rehberi.

  • www.yargitay.gov.tr (içtihat arşivi)



İletişime Geçin

​​​​TEL: 0 (553) 586 16 02 

Mail: guzelariff@gmail.com

 

Hemen arayın – sürecinizi birlikte değerlendirelim.​​ Türkiye’nin her yerinden müvekkillerimize hukuki destek sağlıyoruz.

Güncel içerikler ve bilgilendirmeler için takip edin.

  • Instagram
  • YouTube
  • TikTok
  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

© Avukat Arif Güzel
Tüm hakları saklıdır.

©2021, AVUKAT ARİF GÜZEL tarafından kurulmuştur.
Bu sitedeki tüm verilerin hak sahibi Avukat Arif Güzel'dir.Sitedeki görüntü,metin,belge ve içerikler izinsiz kullanılamaz.İzinsiz kullananlar hakkında yasal işlem başlatılır.

bottom of page